|
Küresel rekabetçi gücü bilgi oluşturur.
Artık sınırların olmadığı bir dünyadayız. Rakiplerimiz çevremizdekilerle sınırlı değil. Mallar, hizmetler, fiyatlar ve farklar bir tıklama mesafesinde. Sermaye coğrafyadan coğrafyaya, şehirden şehire elektronik otoyollarda bütün hızıyla akıyor. Küreselleşme denen bu olgu tarihte görülmedik bir biçimde piyasaları birleştirmekle kalmadı; kültürleri, anlayışları, insanları, herşeyi birbirine bağladı. Hiçbir kimse, hiçbir kurum tek başına değil. Her şehir, her ülke yakınındaki, uzağındaki, okyanus ötesindeki müspet veya menfi gelişmelerden etkilenmekten kurtulamıyor. Bu durum insanları, işletmeleri, coğrafyaları kırılgan yaptığı gibi muazzam bir potansiyel barındırıyor. Tehditler ve fırsatlar iç içe. Küreseleşmenin henüz başındayız. Bu büyük bir değişim...
Standartları, kuralları, değerleri sizin belirleyebileceğiniz bir oyun kurmak veya mevcut oyun içinde tarife dışı engellere takılmadan yepyeni rekabetçi stratejiler geliştirmekten başka şansınız yok...
Bu bir var olma, yok olma mücadelesi. Bu mücadelede en güçlü silah ise bilgi. Bugün bireyleri, kurumları, şehirleri, devletleri, kıtaları birbirinden üstün kılan itici gücü bilgi oluşturuyor. Bugün bir kurumun en önemli sermayesi biriktirdiği entellektüel sermaye. Bugün şehirleri geleceğin şehirleri yapacak olan unsur o şehirde bilgi üreten entellektüel ortam, inovatif işletmeler, bilgi üreten kurumlar ve yaratıcı bireyler. Bugün ülkelerin rekabetçi gücü kollektif akıl ve bilincin ürettikleri ile ölçülüyor. İster bağımsız bir birey, ister büyük bir tedarik zinciri içinde yer alan küçük bir işletme, ister mütevazı insanların yaşadığı bir kasaba, ister metropolitan bir kent, ister bir ülke, herkes bu aşırı rekabetçi küresel dünyanın gerçeklerini kavramak zorunda. Teknolojiler, yasalar, tarifeler, ulusal ve ulusaşırı kurumlar, müktesabatlar, politikalar, öğretiler...
Bu değişimin ya etkisini azaltacak ya da rüzgarını arkasına alacak bir yaklaşım geliştirmek en şiddetli ihtiyaç haline geldi. Derhal; kurumlarımız ve onların liderleri şu can yakıcı soruların cevabını aramalılar: “Dünyada yerimiz nedir? Kurumum, bölgem, şehrim, ülkem dünyada nasıl var olacak? Çekirdek yeteneğimiz nedir? Yoksa yepyeni yetenekler mi kazanmak durumundayız? Biz olmasak dünya yokluğumuzu hisseder mi? Dünyayı ve kendimizi nasıl anlamlandırıyoruz? Dünyanın hangi problemlerine bizler çözüm bulduk veya bulacağız? Haklı bir statü ve refah elde etmemiz için neler yapmamız lazım?”
|